WwW.indirMErkezi.NeT

Hoşgeldin:Misafir.
Son Ziyaretin:
Toplam Mesajın:0
Son Üye:nixxinarki


 
AnasayfaKapıGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 AŞK SÖYLEMİNDEN PARÇALAR

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
:(birce:(
Forum Prensesi

Forum Prensesi
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 543
Yaş : 24
<fieldset>Doğum Günü</fieldset> : 09.06.1993
<fieldset>Hayalim</fieldset> : doktor olmak istiyorum
<fieldset>Takımım</fieldset> :
<fieldset>Sponsor1 : <script type="text/javascript" src="http://muhammed.xm.com/flash.js"></script><script type="text/javascript">Flash("http://muhammed.xm.com/120x200.swf?surl=http://www.superteklif.com/SuperUye/SuperUyeFormu.aspx?bid=03336477-2ad6-4af1-ba7c-12d137bf6547",120,200)</script></div>
<font color=blue>REP</font> :
0 / 1000 / 100

<font color=blue>Puan</font> :
0 / 1000 / 100

<font color=blue>Tecrübe</font> :
0 / 1000 / 100

<fieldset>Durumunu Belirt</fieldset> :
Kayıt tarihi : 10/05/08

Kişisel Sayfam
Günün Sözü Bence: Kırıyorsa sözlerim susarım bir daha konuşmam.rahatsız ediyorsa varlığımölürüm karşına çıkmam.rahatsız eden sevgim ise;ÜZGÜNÜM ONA KARIŞAMAM
Ruh Halim: <FONT color=green>Her zamanki gibi ne olsun</font> Her zamanki gibi ne olsun
MesajKonu: AŞK SÖYLEMİNDEN PARÇALAR   Ptsi Haz. 23, 2008 12:22 pm

Hiç aşık olamayanlar, aşık olabilenlere göre bir çok şeyi eksik yasarlar. Ama bence en dokunaklısı, hayati algılama biçiminin değişebileceği gerçeğini fark etmeden yaşayıp gitmeleridir.
Öncelikler sıralamasının alt üst olabileceğini hiç bilememek bir eksikliktir.. dehşetli bir korkuyu ve dehşetli bir korkusuzluğu yan yana hiç yaşamamış olmak da öyledir ama, ölümün bile korkutucu olmayabileceği gerçeğini farkına varamamak, asil o, epeyce yoksullaştırır hayati...
Aslında aşık olamayanların "eksik yasama" listesi hayli zengindir ama benim en fazla ilgimi çeken, "bekleme"nin, onların hayatında bütünüyle farklı bir anlam taşımasıdır. Hiç aşık olmamış biri, 'beklemek' nedir bilmez çünkü! Kaygı içinde beklemenin büyüsünü hiç tatmamıştır.. en küçük bir gecikmenin yaratabileceği iç fırtınaların gücünden habersizdir ve yaklaşmakta olan kederleri hissederek, ama büyülenmiş gibi kıpırdamadan beklememiştir hiç... Bütün ihtimalleri abartarak beklemenin yarattığı duygu karmaşasını da bilemez tabii...
En sözüne sadık, en dakik aşığı bile beklerken nasıl endişe duyulabileceğini, bekleyişin arkasındaki sonsuz haz ihtimalinin, korkuların, umut ve umutsuzlukların saklı olmasının ne demek olduğunu hiç anlayamaz, aşık olamayanlar.
Ama, aşık olan bekler... Ve beklerken o da beklemeyen insanları anlamaz hiç, tıpkı, beklemeyenlerin onun gerginliğini anlamadıkları gibi.
Aşık olan için beklemek, onun gerçeğidir, bekleyişinin dışındaki her şey onun gerçeğiyle çelişir. Çevresiyle ilişkisi kesilir, sesler usulca uzaklaşmaya baslar, bekleyişiyle arasına girebilecek her şeyden kaçınır..bekleyisinin tadını çıkarabilmek için dış dünyayla bütün ilişkisini koparır.
Peki hangisi daha çekici gelir size?
Bekleme böyle kaygılı ve ağır yasansa bile, ardından, bütün düğümleri çözebilecek tutkulu bir beden tarafından kurtarılma ihtimali mi daha çekici, yoksa, hayatin bu cömert bağısını reddederek, aşksız ama kaygısız ve beklemesiz yasamak mı?
Hiç aşık olmamak; hiç beklememek, hiç aşk acısı çekmemek demek.
*Winnicott'a göre aşk ilişkisinde bekletenler, aşık olmayanlardır. "Ben bazen beklemeyen kişiyi oynamak isterim" diyor Winnicott. "Başka bir yerde oyalanmayı, geç gelmeyi denerim; ama her zaman yenilirim bu oyunda; ne yaparsam yapayım, boşuna.. tam zamanında, hatta saatinden önce, orada olurum. Aşığın kaçınılmaz kimliği budur".
*"Bekletmek her iktidarın sürekli ayrıcalığı, insanlığın bin yıllık eğlencesi diyor Evelyne Bachellier.
Ama bekletmenin de bazı riskleri vardır bence, öyle uzun uzun beklerken neyi ve neden beklediğinizi çözümleyip, kendinizi bu sapmadan kurtarma ihtimaliniz her zaman mevcuttur, tıpkı su hazin hikayede olduğu gibi.
*"Bir zamanlar yüksek görevli bir bürokrat bir yosmaya tutkunmuş. Kadın, 'yüz gece boyunca bahçemde, penceremin altında bir tabureye oturup beni beklersen, senin olurum,' demiş. Doksan dokuz gece sessiz sedasız beklemiş yüksek görevli, ama doksan dokuzuncu gecenin sonunda oturduğu yerden kalkmış, taburesini koltuğunun altına alıp gitmiş."
Atilla İlhan'ın dediği gibi, "İnsan sevdiğini bırakmaz, sevmek bırakır insanı" bazen!
Hem de tam beklerken ve de tam o gelecekken.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
AŞK SÖYLEMİNDEN PARÇALAR
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» ZAZACA VE KÜRTÇE PARÇALAR
» ENSTRÜMANTAL KARIŞIK PARÇALAR 17/05/2009
» tanrıçalar(mitoloji)
» NİNA VE ÇALAR SAATİ
» Satılık Cd Çalar

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
WwW.indirMErkezi.NeT :: Birada Romantizm Gerekli :: Amatör - Sizin Şiirleriniz-
Buraya geçin: